Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Manifestolar 'manifesto'su

Merhabalar, dün akşam uzun zamandır Netflix’in insanı bağımlı etmekten başka işe yaramayan dizileri dışında bir şey izlemediğimi fark ettiğimde üzerine düşünmeden izlemem gereken bir filmi açtım.  Manifesto. Film, zaten oyunculuğuna bayıldığım Cateblanchett’in muhteşem bir performansı olduğunu bildiğim için zamanında sinemada izlemek istediklerim arasındaydı ancak bir türlü olmadı. Bunda en büyük etken böylesi bir sanat filmine birlikte gidebileceğim birilerinin çevremde bulunmaması da olabilir asdsdfdf Sonuç olarak filmin sade ve ağır ilerleyeceği kanısındaydım ancak 1 saat 38 dakikanın nasıl geçtiğini dahi anlamadığım oradan oraya sürüklendiğim bir hikaye içerisinde buldum kendimi. Her bir detayı ve repliği dikkatle yakalamayı çalışmanın uykumu iyice açtığını da söyleyebilirim. Tabi filmi oldukça sıkıcı bulacak bir kesimde olacaktır. Çünkü ya çok seveceğiniz ya da nefret edeceğiniz bir film.
En son yayınlar

Tongue Fu Kitap İncelemesi

Merhabalar, Haluk Tatar’ın bir videosunda bu kitabı tavsiye etmesi üzerine okumaya başladım. Kendisi kişisel gelişim alanında sizlere oldukça güzel ufuklar açabilecek -bildiğim kadarıyla- aynı zamanda bir üniversitede de ders vermeye devam eden birisi. Tongue fu ise sizlere bu yolda sözlü olarak kendinizi nasıl geliştirebileceğinize dair vaatlerde bulunuyor. Kitabın benim için yeterince önemli olup olmadığına karar veremediğim için öncelikle web üzerinde PDF’ini bulmuş ve onu okumaya başlamıştım. İlerledikçe kitabın birçok cümlesinde altını çizme ihtiyacı duyuyordum ve bu nedenle en son dayanamayarak sipariş verdim. Aslında kitap almanın en sevmediğim yanı, her yeni gelenle birlikte öncekini okumayı yarım bırakıp hevesle ona sarılıyor olmam. (Tarafımdan değiştirilmesi gereken huylar arasında ilk sırada yer alıyor.)
Neyse sonuç olarak kitap elime geçti ve en baştan okumaya başladım. Kitabın içerisinde size boş özgüven kazandıracak konuşmalar yerine bir davranış karşısında nasıl tepki ve…

Mutluluk Manifestosu!

Bir takım su bardağına benzeyen bölük pörçük gülümsememin arkasına sığındım. Koca bir hayatın ortasında düşüncelerle kalakalmanın ağırlığını taşıyabilir miyim diye düşündüm. İnsanlığa verilmiş ilk ceza; bilinç miydi? Düşünebiliyor olmanın bir bedeli vardı. Hissedebiliyor olmanın bir karşılığı. Amfinin ortasından bir ses tahtaya doğru ilerledi. “Düşünebiliyor olmak insanoğlunun laneti midir, hocam?”  Bu sözlerde tebeşirle birlikte tahtaya çarpmıştı. Profesör tüm sakinliği ve ağırlığıyla sesin geldiğini düşündüğü yöne döndü. Sese çevrilmiş diğer kafalarda işini kolaylaştırıyordu. Herkesin soruyu neden böylesi bir şaşkınlıkla ve tuhaf karşıladığını kavramaya çalıştı. Matematik dersinde bulunuyor olmalarının felsefi sorunun karşılaştığı abes tepkiyle alakası olabilirdi elbet.  “Bazı kaynaklar öyle olduğunu söyler.” dedi Gözlüklerinin üzerinden cesur öğrencisini süzüyordu. Hangi kaynaklar olduğuna dair bilgi veremeyeceğim şimdi