Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Eylül, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Neden "Annemi Öldürdüm"

Merhabalar, başlık dikkatini çekip gelenleri şöyle bir alalım. İlginç bir biyografik hikayeyle karşı karşıyayız. Geçmiştekinden farklı olarak çok daha karmaşık bireysel ilişkiler yaşadığımız aşikar bir dünyadayız. Baba-oğul arasındaki gerilim ve anne ile oğlu arasındaki bağ, oedipus kompleksiyle birlikte hayatımıza girmiş olan kavramlar. Daha derine inen psikianalitik konuyu böylece özetlemem pek doğru olmaz tabi. Ancak kendi yaşantımız için de gördüğümüz bu olgu, erkek çocuğunun annesine karşı duyduğu aşırı sevgi sonucu babasının yerine geçme istediğinin artık bir saplantı halini alması olarak görülebilir. Açıkçası farklı bir konu ve daha önce bu konuyla ilgili bir şeyler izleme fırsatım olmamıştı. Ele aldığı temalar itibariyle bu alanda dolaşmayı seven Xavier Dolan, bana bloğu sadece onu övmek için kurmuşum gibi hissettirmeye başladı asdsdfgfgh abartmayı bırakırsam eğer sinematografik tarzının hoşuma gittiğini söylemek daha doğru olabilir. Dolan'ın yazıp yönettiği ve oynadığı 2…

'Piyes Yazma Sanatı'/Lajos Egri-2

Piyes yazma sanatı isimli Lajos Egri'nin kitabını incelerken ikinci bölümdeyim. Egri'nin ikinci bölümde ele aldığı ilk başlık karakter konusu oluyor.

  Karakter   Egri’ye göre hikâyenin önermeden sonra ilerletici gücü olarak karakter yer almaktadır. Temel parçalardan birini oluşturan bu adım hikâyenin gerçeklik kazanması için oldukça önemlidir. Her nesnenin üç boyutu olduğunu söyler; bunlar, derinlik, yükseklik genişliktir. İnsanın ise bunlardan başka üç boyutu daha bulunmaktadır; fizyolojik, sosyolojik, psikolojik. Bu üç boyutu dikkate almadan insan varlığını tanıyamayız.
Fiziksel yapı yaşam görüşümüzü etkileyen bir boyut olarak şekillenir. Örneğin hoşgörülü, saldırgan, alçakgönüllü, hırslı olmanıza neden olur. Yani zihinsel gelişimimiz fiziksel yapımızdan büyük ölçüde etkilenmektedir. Aşağılık ya da üstünlük kompleksi dediğimiz bilişsel süreçler de gene fizyolojik boyutla şekillenmektedir. Buradan yola çıkarak dünyayla ilk temasımız olan fizyolojik boyut, en başta gelen uns…

What happened to Monday? Namı diğer 'Yedinci hayat'

Merhabalar, biz de pazartesiye ne olduğunu merak edip filme bir gidelim dedik. Film dünyada nüfus artışı nedeniyle sadece tek çocuğa sahip olunmasını kabul eden yeni bir yasa ile artışın önlenmeye çalışıldığı bir dünya tasvirini ele alıyor. Bu noktadan yola çıkarak birbirinin tamamen aynı yedi kız kardeş ve onların tek bir kişi olarak yaşama hikayelerini anlatıyor. Haftanın yedi gününü her biri isim olarak alırken, sadece kendi isimlerinin olduğu günlerde dışarıya çıkma hakkına sahipler. Kızlarımız yetişkinlik çağına kadar erişebilmelerine rağmen aralarından Pazartesinin kaybolmasıyla olaylar gelişiyor. Filmin konusu yönüyle dikkat çekici bir distopyayı anlattığı fragmandan da anlaşılıyordu ancak konunun güzelliği filmi kurtarmaya yetmemiş. Özellikle de başrol oyuncusunun bizi yedi farklı karakteri oynadığına inandırabildiği başarılı oyunculuğu karşısında sadece bir aksiyon filmine dönüşmesi de beklentiyi karşılamıyor. Başlangıçta bu tarz bir bilim kurgu için oldukça gerçekçi bir dün…