Ana içeriğe atla

Bir Kadın


http://telluria-n.tumblr.com

Tanıdıklarım içerisinde beni hep düşündüren bir kadın vardı. Hiçbir zaman mükemmel olamayacak bir varlığın, bir anlık bakışından sonra onun mükemmel olduğu fikrine inanıp bunu beklemeye başlıyordunuz. Onu hiçbir zaman bütünüyle çözemeyeceğimi ancak hissettirdiklerinin zihnimde nasıl izler bıraktığını şimdi daha iyi anlıyorum. Bazen öyle tavırları olurdu ki o sakin kadının içerisinde yaşayan asıl varlık tam o an ruhundan taşıyor ve size ulaşıyor sanırdınız. Bir kol hareketi tüm o sevimliliğinin aksine yaşayan en çekici kadın olabileceğini sadece bir anlığına eğer dikkatle bakarsanız görebileceğinizi söylerdi. Sonra yeniden ruhunun derin köşelerinde bir yere çekilir bir sonraki taşma anına kadar bir kutudaymışçasına o bedene hapsolurdu. Tıpkı düşüncelerinin arasına daldığında sol kaşına yakın bir noktada oluşan o ince çizgi gibi. Genelde onu dinlerken görürdünüz, aslında belki de en çok gülerken.
 Eğer ellerine dokunma imkânı bulduysanız tüm sırlarının parmaklarının arasında olduğuna inanabilirdiniz. Bunun bir sır olduğunu söylemem sizi yanıltmasın, şifalı bir yanı olduğunu anlatmak istiyorum. Dokunduğu her şeyi güzelleştirebilme şansının o parmakların bir ucundan akıp gidebilmesi söz konusu burada. Ben de bu duyguya yalnızca bir ya da iki kez tanıklık edebildim. Yine de aklımdan çıkmayışına bir açıklama getiremiyorum. Bir keresinde bana “Bir hikayem var ancak onu kelimelere dökerken bile tamamlayamıyorum. Hepsi ve her şey, onun yarım kalması gerektiğine dair iş birliği yapmış gibi duruyorlar.” Demişti. Ruhundan sızıp gelen itirafı bu kez benim zihin kıvrımlarım arasına bırakmıştı.  Ne anlam vereceğinizi şaşırabilirdiniz. Ama kesin olarak bildiğim bir şey vardı ki, onun hüzünlü gözleri sandığınızdan çok daha fazlasını daima oralarda bir yerde saklıyor olacaktı. Sadece bunun için bile düşüncelerimin arasında kendine bir yer bulacak. Bunu biliyorum. Çünkü bir gün, bir şekilde hikayesini tamamlayacağına inanıyorum. Hayatın mucizevi yanı onun kalbinde yaşam bulmayı başarmışsa elbet başka tohumları yeşertecek gücü de bulacaktır. Eğer bir gün onunla göz göze gelirseniz o zaman bunları anlayabileceksiniz. O zamana kadar ise olağan biçimde hayatınıza devam edeceksiniz. Hepsi bu.


  

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yeni Medya ve Gösteri Peygamberleri

http://www.indiewire.com/2012/08/watch-bone-breaking-video-for-song-inspired-by-forthcoming-adaptation-of-chuck-palahniuks-lullaby-45666/  TAŞINDIK!!! Yazının tamamına aşağıda yer alan linkten ulaşabilirsiniz http://www.okursanyazariz.com/fight-club-yazari-chuck-palahniuk-gosteri-peygamberi-kitabi/ http://www.denofgeek.com/uk/tv/survivor/41779/survivor-chuck-palahniuk-novel-heading-to-tv

Yeşil Kadife Koltuk

https://spaece.tumblr.com/post/167088023576  Oturduğum koltukta biraz daha kıvranıyorum. Asker yeşili bir kadife. Tonunu hayal etmenizi tam olarak sağlayamam biliyorum. Aslında o kadar da önemli değil, kafamın içindeki hiçbir rengi ya da sesi ya da görüntüyü tam olarak bilemeyeceksiniz. O da bilmiyor. Son günlerde bana karşı her davranışında ona yine de gülümseyerek baktım. Gözlerinin içine doğru saf pür bir gülümseme. Ancak samimi olmayan onlarcası. Oturup defalarca tartıştık. Koyu gözleri ve ikisi birbirine eşit olmayan göz kapaklarını hatırlıyorum. Onu ilk kez böyle gördüm. Bana karşı ilk kez bu kadar yargılayıcı, ilk kez karşımda yabancı biri konuşuyormuşçasına bir his. Bütün gece uyuyamadım. Sanırım bu duyguya da alışmam gerekiyor. İnsan olmak. Sizi evirip çevirip kafasındaki gibi bir hale getirmeyecek birilerini arıyorsanız eğer ben bulabileceğinizi sanmıyorum. Bu süreçte sizde kafanızdakileri yontuyorsunuz. O tahtadan berjeri yeşil kadife koltuğun yanı başına koyabilmek ...

Mutluluk Manifestosu!

Bir takım su bardağına benzeyen bölük pörçük gülümsem emi n arkasına sığındı m . Koca bir hayatın ortasında düşüncelerle kalakalmanın ağırlığını taşıyabilir miyim diye düşündü m . İnsanlığa verilmiş ilk ceza; bilinç miydi? Düşünebiliyor olmanın bir bedeli vardı. Hissedebiliyor olmanın bir karşılığı.   Amfinin ortasından bir ses tahtaya doğru ilerledi.   “Düşünebiliyor olmak insanoğlunun laneti midir, hocam?”    Bu sözlerde tebeşirle birlikte  tahtaya  çarpmıştı. Profesör tüm sakinliği ve ağırlığıyla sesin geldiğini düşündüğü yöne döndü. Sese çevrilmiş diğer kafalarda işini kolaylaştırıyordu. Herkesin soruyu neden böylesi bir şaşkınlıkla ve tuhaf karşıladığını kavramaya çalıştı. Matematik dersinde bulunuyor olmalarının felsefi sorunun karşılaştığı abes tepkiyle alakası olabilirdi elbet.    “Bazı kaynaklar öyle olduğunu söyler.” dedi Gözlüklerinin üzerinden cesur öğrencisini süzüyordu. Hangi kaynaklar olduğuna dair bilgi ve...