Ana içeriğe atla

X-men aleminden kopup gelmiş bir dizi:Legion

https://herunswithwolves.tumblr.com
   Merhabalar, bugün izlediğim farklı bir diziden bahsetmek için geldim buralara. Dizi arayışım sırasında 'ben bunu bir ara izleyeyim ilginç bir şeye benziyor.’ Dediğim ve beyin yakan diziler diye aradığınızda muhtemelen karşınıza çıkacak ama tüm bunlara rağmen bir şekilde kıyıda köşede kalmayı başaran bir dizi bana kalırsa. Bunun sebebi iyi olmaması değil de konuya giriş şeklinden dolayı ağır ilerleyişi olabilir. Çoğu kişinin ilk bölümün ortalarına doğru yarıda bıraktığına eminim ama yine de pes etmeyip devam ettiğinizde birkaç bölüm daha süren bu karışıklığın sizi de içine çektiğini fark ediyorsunuz. Aslında ana karakterimiz David’in şizofreni teşhisiyle yıllardır tedavi gören biri olduğunu göz önünde bulundurursak, tüm bu çalkantılı hikâyenin hastalığın başarılı bir yansıtılışı olduğunu düşünebiliriz. Hatta öyle ki izlediğiniz ilk beş bölümü boyunca tam olarak neler olduğuyla ilgili bir fikriniz olmayabilir. Bence bu da diziyi oldukça başarılı kılmış. Hiç mi beğenmediğim bir şey yok dizide? Evet tam olarak spoiler vermek istemediğim bir noktada. O yüzden bir karakterin daha gerçekçi bir biçimde kurguya yerleştirilebileceğinden bahsedeyim eğer izlerseniz zaten ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Yine de bu detay sizi diziden uzaklaştıracak kadar büyük sayılmaz. Ayrıca okuduğum kadarıyla Marvel aleminden uyarlanmış, daha doğrusu bir çizgi romandan uyarlanmış hikayesiyle X-men hayranlarının ilgi odağı. Çünkü konu tamda buradan geçiyor. Ama bu sefer süper kahramanımız sizi de allak bullak edecek kadar şizofren. Tam burada da diğer süper kahraman hikayelerinden ayrıldığını düşünüyorum. 

Dikkat Kötü Adam ÇIKABİLİR!

Ama bir farkla, kötü adam sizin aradığınız yerde olmayabilir. 8 Şubat 207'de yayınlanmaya başlayan bu şahane diziyi bu şekilde anlatmam mümkün değil herhalde ama şimdiden benim favori dizilerim arasında yerini almış bulunmakta. Yeni sezonun başlamasına da az kalmışken hala izlemeyen bilim kurgu severlerin acilen izlemesi gerektiğini düşünüyorum. dsfhhgjhk

edit: 2. sezonun yarısında izlemeye devam edemedim. hiç etmişler güzelim diziyi.


https://herunswithwolves.tumblr.com

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Birtakım Soruşturmalar

Büyükçe tahta bir masa. Bir şamdan ve bir mum. Karşılıklı oturmuyoruz yan yanayız. Tüm ambiyans içinizi kıpır kıpır edecek cinsten. Etraf kendini kahverenginin ve ılık ışığın tonlarına bırakmış. Sanki çocukken anlam veremediğim tüm heyecanların kıyısında olup yine de anlam verememek gibi, tüm insanlığın hissettiğinden farklı olmadığını düşündüğüm bir duygu. Hissizleşmeye başladığı o nokta başta insanı korkutuyor ancak bir süre sonra ona da alışmaya başlıyorsunuz. Duyumsadığınız sadece bir demirin kesilirken çıkardığı ses oluveriyor. Birbirinizin kalbini birkaç küçük parçaya keserken çıkan sesi kastediyorum. Bir masayı paylaşıyorsunuz, bir mumu, bir hayatı; ancak daha ilerisine geçemeyeceğinizi söyleyen, dile getirilmemiş bir sözleşme var aranızda. Birbirinize dokunabilirsiniz, birbirinizi öpebilirsiniz, yine de kalbinizi bu işin dışında tutmanızı öneririm. İlk defa bunları hissettiğim de şaşırmıştım. Ağlayarak kurtulmaya çalıştığımı hatırlıyorum. Artık ağladığım zamanlarda başımda ve …

Rana'nın Şehri

Yürüyorsun, peki nereye? O da bir hışırtı oldu ve ağaçların arasına karıştı. Kuzeydeki yerleşimlerin en ilginç olanı burasıydı. Rana’nın şehri.  Ağır adımlarla ilerlerken sanki attığı her adım toprağa ciddi bir baskı uyguluyor gibiydi. Mavi keskin gözleri ise bir yandan etrafı dikkatle süzüyordu. Bu sonbahar günü kuru yaprakların arasında ormanın derinlikleri onunmuşçasına yürüyordu. Birden adımları daha da yavaşladı. Hafifçe eğilerek yürümeye başladı. Siyah postalların kuru yapraklar üzerinde ilerlerken ses çıkarmaması için ekstra bir çaba sarf ediyordu. Sağ kolunu oldukça ağır bir biçimde sırtındaki çantaya götürüp sessizce bir adet ok aldı ve yaya yerleştirdi. Hareketleri o kadar temkinliydi ki okun tahtaya sürtünüşü yaprakların cılız sesleri arasına karışıp yok olmuştu. Nefes alışları oldukça düzenli ve ormandaki diğer her şeyle uyum içerisindeydi. Rana’nın şehri de artık ılık bir nefes alıp kendini Kahil’in kollarına bırakabilirdi. Çünkü biraz ilerdeki hafif eğik ağaçların ara…

"Serçelerin Şarkısı"

Merhabalar, uzun zamandır izlediğim filmler arasından hakkında bir şeyler yazmamı gerektirecek kadar hoşuma giden olmadığı için boş kaldı buralar. Son izlediğim film “Serçelerin Şarkısı” insan olmanın hikayesini anlatan bir kurgu oldu. Açıkçası izlediğim ikinci İran filmiydi ve ilki benim için gerçekten talihsiz bir biçimde sonlanmıştı. Arkadaşlarım filmi çok beğendiklerini, izlemem gerektiğini söyleyerek beni kandırdılar sdfdghghgh bu nedenle de son dakikaya kadar beklediysem de beğenmediğim için ‘Ekmek ve Çiçek’ filmi İran sinemasına mesafeli durmama sebep olmuştu. 2008 yapımı, yönetmeni Majid Majidi olan “Serçelerin Şarkısı” ise kalbe dokunabilen bir film. Açıkçası günlük hayatın koşuşturmacası içinde hırslarımızın bizi nerelere sürüklediğine dair, insan olmayı unuttuğumuz ve tekrar hatırlamamız gerektiğini anlatan bir hikayesi var. Böylesi bir filmi süslü cümlelerle anlatmak da istemiyorum çünkü film tüm samimiyetiyle ve doğallığıyla hepimizin karşılaştığı duyguları yalın bir bi…